Bozkurt, Kenan2021-09-212021-09-212016-06-25Bozkurt, K. (2016). Temâşâ kavramı ve Fuzûlî’de güzelliğin temâşâ boyutu. Journal of Turkish Studies, 11 (10), ss.151-180. DOI:http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.96361308-2140http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.9636https://hdl.handle.net/20.500.12402/3424Düşünme kısaca, bir sonuca, bir karara varmak amacıyla bilgileri toplamak, incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak yeni sonuçlar çıkarmak, bunların faydalılarını zararlılarından ayırmaktır. Düşünme, insana özgü bir eylem olmakla beraber düşünme tarzı insandan insana ve toplumdan topluma farklılık arz eder. Her insanın bir düşünme, fikir edinme tarzı olduğu gibi her toplumun da kendine has, bir düşünce tarzı vardır ve buna ulusal tefekkür tarzı denilir. Bu bağlamda Doğu insanının kendisine has düşünme tarzına, görme biçimine “temâşâ” adı verilir. Sözlüklerde düşünmek, bir şeyi seyretme anlamına gelen “temâşâ”yla maddenin gerçekliğinden sıyrılarak onun ardında yatan gerçekliğe ulaşma amaçlanır. Doğu’nun bu tarz bir düşünceye sahip olmasının temelinde Batı düşüncesinin temel özelliği olan maddeyi kutsama fikrine sahip olmaması yatar. Doğu insanı, varlığın hakîkatine ulaşmak istediğinde eşya ve maddedeki her türlü hususiyeti öze ulaşabilmek, manevi olana yükselmek için bir araç olarak kullanır. Maddenin bu şekilde araçsallaşması, arifane bakış açısının bir sonucudur. İslâm düşüncesinde eşyanın gerçekliği söz konusu olmadığından gerçekliği olmayan bir şeye saplanıp kalmak doğru olmadığı gibi her varlık, onu var eden yaratıcısından izler taşıdığından varlık ancak yaratıcısını haykıran bir işaret olabilir. Maddeyi temâşâ eden arif, bir vecd hâliyle bu işaretleri takip ederek maddeden sıyrılır ve onun gerçekliği ardında gizli olan hakîkate ulaşmayı hedefler. Fuzûlî’nin eserlerinde çok yoğun bir şekilde işlenen konuların başında gelen güzellik, varlıkta bulunan ve elde edilmek istenen varlıktaki salt ölçü, düzen ve mükemmellik değildir. Aksine güzellik varlığın üstünde yer alan ve ilahî gerçekliğin bir parçasıdır. Bu anlamda varlıkta ışıyan güzellik, aşkın olanın varlıktaki tezahürüdür ve şiirde keşfedilmeyi bekleyen bir temâşâ unsurudur. Şâirin amacı da bu güzelliği temellük etme, onu yüceltme olmayıp mutlak güzelliğin eşyada ışıyan tecellîlerinden hareketle onun künhüne varmaktır. Bu anlamda şâirin ele aldığı tüm güzellikler, bir temâşâ boyutuna sahip olup Allâh’ın güzelliğine ve mükemmelliğine bizi ulaştıracak birer araçtır. Bu çalışmamızda temâşâ kavramını ele alarak Klasik şiirin en büyük şâirlerinden biri olan Fuzûlî’nin güzelliğe nasıl baktığını ve güzelliğin onun elinde nasıl bir temâşâ objesine dönüştüğünü incelemeye çalışacağız.Thinking is shortly gathering, analysing, comparing data to reach a decision and making new deductions via making use of relationships among data and distinguishing the useful one from the harmful one. Although thinking is a human-specific act, way of thinking differs from person to person and from society to society. As each human has his own way of thinking and having an idea, each society has its own thinking system. This cast of mind is the way of thinking and the way of having an idea of a society or culture about an object and it may differ from a society to society. In this regard, eastern people have their own way of thinking and way of vision and it is called 'contemplation'. By contemplation which is defined as thinking, viewing something in dictionary, reaching the underlying reality of substance via eluding the reality of the substance is aimed. The real reason that the East doesn't have that way of thinking is because they don't have the idea of blessing the substance which is the basic feature of the Western thought. When the Eastern people want to reach the essence of the entity, they elude the substance via ignoring its material dimension and all kinds of specialties in objects and substances, and aim to reach the truth lies behind its reality. In Islamic thought, it isn't proper to follow blindly an entity that lacks truth and as it bears some traits from its creator, the entity could only be a sign which cries out its creator. The beauty which is an intensely studied leading subject in classical poetry is not a perfection, order, and proportion in the desired entity or existed in the entity but is handled as something beyond the entity and a part of divine truth as well. The beauty which is shined in the entity in this sense takes part in the poem as a contemplation factor. The aim of poet is not taking this beauty in possession and exalting this beauty. The aim is reaching the insight of the beauty with reference to the fragment of the absolute beauty. All of the beauties that take part in the Fuzûlî in this sense have a contemplation dimension and each of them is a tool which will transmit us to the beauty and perfection of God. In this study we will try to analyse how Fuzûlî one of the greatest poets of Classical poetry perceives the beauty and how the beauty is converted to a contemplation object in his hands.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessAttribution-NonCommercial-ShareAlike 3.0 United StatesTemâşâFuzûlîGüzellikAşkBakmakMaddî Güzellikİlahî GüzellikContemplationBeautyLoveViewTangible BeautyDivine BeautyTemâşâ kavramı ve Fuzûlî’de güzelliğin temâşâ boyutuConsept of contemplation and beauty dimension of contemplation in FuzûlîArticle1110151180