Temâşâ kavramı ve Fuzûlî’de güzelliğin temâşâ boyutu
Yükleniyor...
Tarih
2016-06-25
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Journal of Turkish Studies
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Attribution-NonCommercial-ShareAlike 3.0 United States
Attribution-NonCommercial-ShareAlike 3.0 United States
Özet
Düşünme kısaca, bir sonuca, bir karara varmak amacıyla bilgileri
toplamak, incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak
yeni sonuçlar çıkarmak, bunların faydalılarını zararlılarından
ayırmaktır. Düşünme, insana özgü bir eylem olmakla beraber düşünme
tarzı insandan insana ve toplumdan topluma farklılık arz eder. Her
insanın bir düşünme, fikir edinme tarzı olduğu gibi her toplumun da
kendine has, bir düşünce tarzı vardır ve buna ulusal tefekkür tarzı
denilir. Bu bağlamda Doğu insanının kendisine has düşünme tarzına,
görme biçimine “temâşâ” adı verilir. Sözlüklerde düşünmek, bir şeyi
seyretme anlamına gelen “temâşâ”yla maddenin gerçekliğinden
sıyrılarak onun ardında yatan gerçekliğe ulaşma amaçlanır. Doğu’nun
bu tarz bir düşünceye sahip olmasının temelinde Batı düşüncesinin
temel özelliği olan maddeyi kutsama fikrine sahip olmaması yatar. Doğu
insanı, varlığın hakîkatine ulaşmak istediğinde eşya ve maddedeki her
türlü hususiyeti öze ulaşabilmek, manevi olana yükselmek için bir araç
olarak kullanır. Maddenin bu şekilde araçsallaşması, arifane bakış
açısının bir sonucudur. İslâm düşüncesinde eşyanın gerçekliği söz
konusu olmadığından gerçekliği olmayan bir şeye saplanıp kalmak
doğru olmadığı gibi her varlık, onu var eden yaratıcısından izler
taşıdığından varlık ancak yaratıcısını haykıran bir işaret olabilir.
Maddeyi temâşâ eden arif, bir vecd hâliyle bu işaretleri takip ederek
maddeden sıyrılır ve onun gerçekliği ardında gizli olan hakîkate
ulaşmayı hedefler.
Fuzûlî’nin eserlerinde çok yoğun bir şekilde işlenen konuların
başında gelen güzellik, varlıkta bulunan ve elde edilmek istenen
varlıktaki salt ölçü, düzen ve mükemmellik değildir. Aksine güzellik
varlığın üstünde yer alan ve ilahî gerçekliğin bir parçasıdır. Bu anlamda
varlıkta ışıyan güzellik, aşkın olanın varlıktaki tezahürüdür ve şiirde
keşfedilmeyi bekleyen bir temâşâ unsurudur. Şâirin amacı da bu
güzelliği temellük etme, onu yüceltme olmayıp mutlak güzelliğin eşyada
ışıyan tecellîlerinden hareketle onun künhüne varmaktır. Bu anlamda şâirin ele aldığı tüm güzellikler, bir temâşâ boyutuna sahip olup Allâh’ın
güzelliğine ve mükemmelliğine bizi ulaştıracak birer araçtır.
Bu çalışmamızda temâşâ kavramını ele alarak Klasik şiirin en
büyük şâirlerinden biri olan Fuzûlî’nin güzelliğe nasıl baktığını ve
güzelliğin onun elinde nasıl bir temâşâ objesine dönüştüğünü
incelemeye çalışacağız.
Thinking is shortly gathering, analysing, comparing data to reach a decision and making new deductions via making use of relationships among data and distinguishing the useful one from the harmful one. Although thinking is a human-specific act, way of thinking differs from person to person and from society to society. As each human has his own way of thinking and having an idea, each society has its own thinking system. This cast of mind is the way of thinking and the way of having an idea of a society or culture about an object and it may differ from a society to society. In this regard, eastern people have their own way of thinking and way of vision and it is called 'contemplation'. By contemplation which is defined as thinking, viewing something in dictionary, reaching the underlying reality of substance via eluding the reality of the substance is aimed. The real reason that the East doesn't have that way of thinking is because they don't have the idea of blessing the substance which is the basic feature of the Western thought. When the Eastern people want to reach the essence of the entity, they elude the substance via ignoring its material dimension and all kinds of specialties in objects and substances, and aim to reach the truth lies behind its reality. In Islamic thought, it isn't proper to follow blindly an entity that lacks truth and as it bears some traits from its creator, the entity could only be a sign which cries out its creator. The beauty which is an intensely studied leading subject in classical poetry is not a perfection, order, and proportion in the desired entity or existed in the entity but is handled as something beyond the entity and a part of divine truth as well. The beauty which is shined in the entity in this sense takes part in the poem as a contemplation factor. The aim of poet is not taking this beauty in possession and exalting this beauty. The aim is reaching the insight of the beauty with reference to the fragment of the absolute beauty. All of the beauties that take part in the Fuzûlî in this sense have a contemplation dimension and each of them is a tool which will transmit us to the beauty and perfection of God. In this study we will try to analyse how Fuzûlî one of the greatest poets of Classical poetry perceives the beauty and how the beauty is converted to a contemplation object in his hands.
Thinking is shortly gathering, analysing, comparing data to reach a decision and making new deductions via making use of relationships among data and distinguishing the useful one from the harmful one. Although thinking is a human-specific act, way of thinking differs from person to person and from society to society. As each human has his own way of thinking and having an idea, each society has its own thinking system. This cast of mind is the way of thinking and the way of having an idea of a society or culture about an object and it may differ from a society to society. In this regard, eastern people have their own way of thinking and way of vision and it is called 'contemplation'. By contemplation which is defined as thinking, viewing something in dictionary, reaching the underlying reality of substance via eluding the reality of the substance is aimed. The real reason that the East doesn't have that way of thinking is because they don't have the idea of blessing the substance which is the basic feature of the Western thought. When the Eastern people want to reach the essence of the entity, they elude the substance via ignoring its material dimension and all kinds of specialties in objects and substances, and aim to reach the truth lies behind its reality. In Islamic thought, it isn't proper to follow blindly an entity that lacks truth and as it bears some traits from its creator, the entity could only be a sign which cries out its creator. The beauty which is an intensely studied leading subject in classical poetry is not a perfection, order, and proportion in the desired entity or existed in the entity but is handled as something beyond the entity and a part of divine truth as well. The beauty which is shined in the entity in this sense takes part in the poem as a contemplation factor. The aim of poet is not taking this beauty in possession and exalting this beauty. The aim is reaching the insight of the beauty with reference to the fragment of the absolute beauty. All of the beauties that take part in the Fuzûlî in this sense have a contemplation dimension and each of them is a tool which will transmit us to the beauty and perfection of God. In this study we will try to analyse how Fuzûlî one of the greatest poets of Classical poetry perceives the beauty and how the beauty is converted to a contemplation object in his hands.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Temâşâ, Fuzûlî, Güzellik, Aşk, Bakmak, Maddî Güzellik, İlahî Güzellik, Contemplation, Beauty, Love, View, Tangible Beauty, Divine Beauty
Kaynak
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
11
Sayı
10
Künye
Bozkurt, K. (2016). Temâşâ kavramı ve Fuzûlî’de güzelliğin temâşâ boyutu. Journal of Turkish Studies, 11 (10), ss.151-180. DOI:http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.9636